Wednesday, September 22, 2010
Avatar Geri Dönüyor!
Thursday, June 10, 2010
World Cup & Batman
Saturday, June 5, 2010
Dünya Kupası Fikstürü
Wicker Park

Filmle ilgili birşeyler yazmak istedim, çok da şey gelmişti aslında aklıma..Aşkın gücü, insana yaptırabilecekleri, yapmayı göze aldırabilecekleri hakkında falan cümleler kuracaktım..Haddime değil ama aşkın tarifini falan yapmaya kalkışacaktım belki de. İyi ki de yapmaya yeltenip gereksiz kelime kalabalığı yaratmamışım. Bir insana böyle bir yazı yazdırmış olması bile başlı başına filmin güzelliğini kanıtlıyor aslında. Bahsettiğim yazı Cüneyt Özdemir'in film üzerine kaleme aldığı yazı..Neyse ben susayım da kelimeler konuşsun o zaman..
Sunday, May 30, 2010
Friday, May 28, 2010
Alternatif Lost Finalleri!
Sunday, May 23, 2010
Wednesday, May 19, 2010
Lost Oyuncu Seçmeleri
Tuesday, May 18, 2010
The Pacific

Tuesday, May 11, 2010
Thursday, May 6, 2010
Kasap Totti!
Wednesday, May 5, 2010
Fatih Akın vs. Ferzan Özpetek

- Ferzan Özpetek, 1959 İstanbul doğumlu. Fatih Akın, 1973 Hamburg. Fatih Akın 3 yaşındayken, Özpetek Roma 'La Sapienza'da Sinema Tarihi okumak için İtalya'ya taşınıyor. Akın ise '94 yılında Hamburg Güzel Sanatlar Akademisi'nde Görsel İletişim eğitimine başlıyor.
- İki yönetmenin de kardeşleri oyunculuk yapıyor. Özpetek'in ablası, Zeynep Aksu ve Akın'ın abisi Cem Akın.
- Fatih Akın filmleri; kültürel farklılıklar, topluma entegrasyon problemleri, kültürler arası çatışma gibi sosyal içeriği ağır basan konulardan oluşurken, Ferzan Özpetek filmleri; çoğunlukla eşcinsellik, arkadaşlık ve aile bağları gibi daha kişisel problemlere değiniyor.
- Fatih Akın sineması tür olarak belirgin değişiklikler gösterse de (Duvara Karşı, Crossing The Bridge, Soul Kitchen), Özpetek filmleri (özellikle son filmleri Saturno Contro, Un Giorno Perfetto ve Mine Vaganti) genelde aynı temaları işliyor ve seyirciye çok yeni birşey sunmuyor.
- İki yönetmen de oyuncularına oldukça sadık. Fatih Akın; Birol Ünel, Moritz Bleibtreu, Adam Bousdoukos gibi oyuncularla birçok filminde çalışırken, Özpetek; Serra Yılmaz, Isabella Ferrari, Stefano Accorsi gibi isimlerden vazgeçmiyor.
- Fatih Akın filmlerine (Soul Kitchen'ı ayırarak söylüyorum) daha ağır ve sert bir hava hakimken, Ferzan Özpetek filmlerinde bir Akdeniz canlılığı ve neşesi hissediliyor. Diğer bir değişle Fatih Akın filmleri kulplu bardakta bira ise Özpetek filmleri, bir kadeh şaraba benzetilebilir. (Belki de benzetilemez emin değilim! (-: ) Çok zorlanırsa Harley Davidson-Vespa benzetmesi de yapılabilir ama zorlamamak lazım o kadar!
Monday, May 3, 2010
Jeneriğini söyle ne olduğunu söyliyim!
- True Blood: Sadece Alan Ball ismi sayesinde başladığım dizinin şu ana kadarki beğendiğim belki de tek yönü!
- Six Feet Under: Benim için gelmiş geçmiş en güzel dizinin(hatta dizi demeye dilim varmıyor!) harika jeneriği..En kısa zamanda bir Six Feet Under yazısı da yazacağım bu arada!
- Dexter: Of izleyince farkettim ne kadar özlediğimi, başlasa da izlesek! Öyle de bir yerde bitti ki son sezon!..
- Friends: Ne kadar izlesem sıkılmayacağım efsane dizinin, müthiş eğlenceli jeneriği!
- Lost
Thursday, April 29, 2010
Patatesli Remuntada!
Wednesday, April 28, 2010
Barcelona-Inter
Dün Bayern Münih'in finale yükselmesinden sonra, bu gece Madrid'e gidecek ikinci takım belli olacak. İlk maçtaki biraz da sürpriz sonuçtan (Inter 3-1 Barcelona) sonra bakalım Guardiola'nın Barcelona'sı, Mourinho'nun Inter'ini altetmeyi başarabilecek mi. Yarı finalin ilk maçında Mourinho'nun dehası Messi'yi kontrol altına almayı başarmıştı ama bunu Nou Camp'ta da yapması bana biraz zor gözüküyor, Portekizli teknik adam yine 3 kademeli bir 'kafes' uygulayacak Arjantinli yıldıza: önce Thiago Motta, onu geçmeyi başarırsa Cambiasso ve son olarak da Walter Samuel; hepsinden sıyrılmayı başarırsa da son olarak kaleci Julio Cesar tabii! :-) Bunun yanında sahada bazı ilginç eşleşmeler daha olacak, örneğin Gabriel-Diego Milito kardeşlerinki gibi: Puyol'un cezası dolayısıyla Barça'da defansın göbeğinde G.Milito oynayacak ve görevi kardeşinin ataklarını kesmek olacak! Maicon-Pedro eşleşmesi de kilit bir rol oynuyor, zira Inter'in Brezilyalısı'nın iki görevi olacak: Pedro'nun bitmek bilmeyen ataklarına karşı koymak ve sağ kanattan atağa destek vermek, bunlardan birine öncelik vermesi diğerinin aksamasına neden olabilir. Barcelona, Puyol ve Iniesta gibi iki çok önemli adamından yoksun olarak sahaya çıkacak, Inter'de ise cezalı Stankovic dışında eksik yok; Mourinho oynaması şüpheli olan Sneijder'in ilk 11'de olacağını söyledi ancak Pandev için soru işaretleri hala sürüyor. Friday, April 23, 2010
İyi ki doğdun YouTube!
- 26,5: video yükleyenlerin yaş ortalaması
- 1 milyar 200 milyon: günlük izlenen video sayısı
- 412 yıl: tüm videoları izlemek için gerekli olan süre
- %14: profesyoneller tarafından hazırlanan videoların oranı, geri kalan videoların hepsi amatörler tarafından yüklenmiş
- %34,5: Amerika, bu oran ile açık ara en çok video yükleyen ülke konumunda, onu %6,9 ile İngiltere izliyor. Filipinler, Türkiye ve İspanya ilk 5'in diğer üç basamağını oluşturuyorlar.
Thursday, April 22, 2010
Sakin

Monday, April 12, 2010
Cape Fear
Yönetmen: Martin Scorsese
Saturday, April 10, 2010
3 boyutlu Titanic!
Thursday, April 8, 2010
Unutulmaz sahneler
- Back to the Future: Michael J. Fox'un sahnede Johhny B. Goode'u çalması ve attığı muhteşem solodan sonra seyircilerin ona uzaylıymış gibi bakmaları.
marty mcfly - johnny b. goode from etsw on Vimeo.
- Pulp Fiction: John Travolta ve Uma Thurman'ın dans sahnesi.
- Fight Club: Efsane filmin efsanevi finali..
- Star Wars: Darth Vader'ın kaskını çıkardığı ve Luke'la konuştuğu sahne.
- The Shining: Jack Nicholson'un kapıyı baltayla kırdığı ve ''Here's Johnny!'' dediği sahne.
- Terminator 2: Filmin bitiş sahnesi beni çocukluğumda oldukça etkileyen sahnelerden biridir, o müzik ve Arnold abimizin sağ elini okey yapışı unutulur mu hiç?!
- Herşey Çok Güzel Olacak: Cem Yılmaz'ın, ''ödünç aldığı'' Porsche ile abisinin kapısının önüne gelişi ve ''Dondurmayı beğenmedin biz de bunu getirdik!'' deyişi.
Friday, March 26, 2010
Sahip
Kurban'ın İnsanlar albümünün bende kutsal bir yeri vardır, her şarkısını ayrı severim, dinle dinle doyamam. İşte o albüm çıkalı 5 sene olmuş, bu 5 sene içerisinde grup dağıldı tekrar bir araya geldi, solist Deniz Yılmaz askere gitti geldi..kısaca çokça özletti kendini Kurban. Yeni albüm kayıtlarına başladıklarını duyduğumda bir heyecan kapladı içimi, yine İnsanlar tadında bir albüm yapsalar, 'Yine' gibi 'Uyut Beni' gibi şarkılar yapsalar bizi müziğe doyursalar dedim. Ama albümün üzerindeki sır perdesi aralandıkça-önce 'Soykıran' sonra da 'İfrit' ile-beklenenden çok daha sert bir albümün yolda olduğu anlaşıldı. Uzuun bekleyişin ve birkaç ertelemenin ardından albüme kavuşan bünyede beklentiler oldukça yüksekti ve itiraf etmem gerekirse ilk baştan sona albümü dinledikten sonra kabullenmekte zorlandığım bir hayalkırıklığı oluştu içimde. Albüm ilk dinleyişte sevilecek bir albüm değil, önce bir boğazına oturuyor adamın, yutmakta zorlanıyorsunuz ama Kurban tam da bu işte: şaşırtıyor, nabza göre şerbet vermiyor, ne düşünüyorsa onu söylüyor hatta haykırıyor! Bir röportajında Çilekeş solisti Görkem Karabudak, bu adamlar türk rock'ının Dream Team'i demişti, çok isabetli bir laf etmiş bence, gitarlar da davullar da bas da vokaller de tam olması gerektiği gibi zaten albümün masteringini daha önce Metallica, Guns'n Roses, Dream Theater gibi dev grupların masteringini yapan George Marino yapmış. Albüm için tematik bir albüm denebilir, din konusuna eğilmiş üstatlar 'Yobaz', 'Mesih', 'Son Emir' gibi şarkı isimlerinden de anlaşılabileceği üzere. Tavsiyem albümü kaliteli kulaklıklarla, equalizer'ı rock moduna getirerek ve yüksek volümde dinlemeniz yönünde, tam randıman ancak bu şekilde alınıyor! Şimdilik en beğendiğim şarkılar 'Hakim', 'Güneş' ve 'Yobaz' ama diğer şarkılara da haksızlık etmemek gerek. Sözler de oldukça dikkat çekici ve gitar riffleriyle birbirlerini çok güzel tamamlıyorlar. Kısacası Kurban yine yapmış işte, bu adamlar bu işi biliyorlar! :-) Umarım bir daha bu kadar uzun süre beklemek zorunda bırakmazlar bizi! Hadi atın bir tekme de dönsün dünya!!
Monday, March 22, 2010
Hobbitler geliyor!

Friday, March 19, 2010
David Fincher, 'Ejderha Dövmeli Kız'la ilgileniyor!
The Game, Fight Club, Se7en gibi benim de favorilerim arasında bulunan birçok filmin yönetmeni David Fincher, söylentilere göre Stieg Larsson'un best-seller romanı ''The Girl With The Dragon Tattoo''yu sinemaya uyarlamak için kolları sıvamış! Aslında kitap bir üçlemenin ilk kısmını oluşturuyor ve halihazırda yazarın ülkesi olan İsveç'te üç kitabın da filmi çekilmiş bulunuyor.(Diğer iki kitabın isimleri ''The Girl Who Played With Fire'' ve ''The Girl Who Kicked the Hornets' Nest''). İsveç yapımı versiyonu izlemiş biri olarak filmi beğendim diyebilirim ancak David Fincher gibi parlak bir yönetmenin elinden çok daha iyisinin geleceğine eminim! İnsanlardan kopuk ve sorunlu bir hacker olan Lisbeth Salander karakteri de Hollywood'daki birçok oyuncunun iştahını şimdiden kabartmaya başlamış, filmin haklarını satın alan Sony şirketinin ilk tercihinin An Education filmiyle Oscar'a aday olan Carey Mulligan olduğu söyleniyor ancak adaylar arasında Twilight üçlemesinin soğuk suratlı 'yıldızı' Kristen Stewart da bulunuyor. Ben şahsen bu ikinci seçeneğin gerçekleşmemesini umuyorum, çünkü bu karakter gerçekten iyi oyunculuk istiyor ve zorlayıcı bir karakter. Aslında orjinal filmdeki İsveç'li oyuncu Noomi Rapace tam bu rol için biçilmiş kaftan, bu nedenle filmi izleyenler bir başka oyuncuyu biraz yadırgayabilirler ama burada da oynayacak oyuncunun kabiliyeti giriyor tabi devreye. Film hakkında dedikodular şimdilik bunlardan ibaret, olası gelişmeleri buradan yazmaya devam edicem, beni izleyin anacımm! :-p
Thursday, March 18, 2010
Avatar 'Sendromu'
''After I watched Avatar at the first time, I trully felt depressed as I “wake” up in this world again.
So after few days, I went to cinema and watched it again for the second time to relieve the depression and hopeless feeling.
Now I listen to the soundtrack and share my views in this forum. It really helps.''''First time I too woke up and got that strange depressed feeling. That forced me to go to the cinema the next day. Again I got that feeling, even got it after the 3rd time. Now i think I’m an addict of this depression, and i like it, it kinda makes me a better person, or something like that. That’s why I’m here, writing.''
İşi abartıp kafayı çizmiş olanlar da var tabi, buyrun burdan yakın:
''The past 7 nights in a row my wife has asked me to have sex with her, and I just havent been in the mood. Scratch that. I’m incredibly horny most of the time, but I dont feel attracted to her anymore. The sight of her naked literally does nothing for me, and I’m frightened by that. Instead I imagine Neytiri. Her majestic grace and boundless beauty as well as the alien mystery about her. I want to fly off to pandora and live with her, to be with her always. I would worship her as she deserves. I’d do anything to just to touch her, to smell her.
She’s the perfect woman, and i feel like this life here has lost its spark. Where is the magic in humanity. Just a few days ago, my son asked me some question about what happened in Avatar. I dont even remember what it was, but after I told him, I started crying. Right in front of him. All I can think about is how depressing it is that I will never reach pandora. I almost vomited while I cried. It was the most pathetic thing I have ever done. Im in my 30’s for god’s sake. I have to remain strong for my son. Right?''
Wednesday, March 17, 2010
Lady Gaga'nın yeni klibinde Tarantino göndermeleri!
- Kill Bill'den ''Pussy Wagon'' Klipte kullanılan ''Pussy Wagon'', Kill Bill Vol.1' de Uma Thurman'ın kullandığı araç! Hatta Lady Gaga'ya bu aracı kullanma fikrini bizzat Tarantino vermiş!
- Beyonce'nin takma adı ''Honey Bee'' Pulp Fiction'daki ünlü restoran sahnesini ve Tim Roth'un kız arkadaşına ''Honey Bunny'' diye seslenmesini herkes hatırlıyordur heralde.
- ''To be continued'' Klibin sonundaki bu yazı da John Travolta'nın Pulp Fiction'daki ünlü repliğini hatırlatıyor.
- Alçıdan yapılmış topuklu ayakkabılar Bu da açık bir Inglorious Basterds göndermesi, Diane Kruger baloya mermi yarasını saklamak için bu şekilde katılıyordu hatırlarsanız.
- Kırmızı gölgeli sarı yazı karakteri Tarantino'nun filmlerinde sıkça kullandığı bir başka öğe.




